Sanayi Devrimi Sonucu Yabancılaşma ve Marx
Üretimi kolaylaştıracak, hızlandıracak ve üretimin verimliliğini arttıracak yeni makinelerin icat edilmesi, bununla birlikte fabrikaların çoğalması ve seri üretim tarzının ortaya çıkmasının ardından nitelikli işçiye olan ihtiyaç azalmış ve herkes fabrikalarda çalışabilir duruma gelmiştir. Binlerce kişiye iş imkânı sağlayan bu fabrikalarda işçilerin düşünmeden işlerini yapmaları sağlanarak üretim sürecinde zaman kaybının en aza indirilmesi hedeflenmiştir. Bu yeni üretim tarzı işçiyi düşünmekten alıkoymuş, yaptığı iş için aklını ve mantığını kullanmasını sınırlandırmış ve insanlıktan tamamen uzaklaştırıp adete makineye dönüştürmüştür. Bu durumun bir sonucu olarak da yabancılaşma kavramı ortaya çıkmıştır.
Yabancılaşma, insanın hem kendi kimliğini yitirişi hem de zamandan, mekândan ve toplumsal rollerden uzaklaşmasını ifade eder. İnsan mekâna bağlıdır, zaman içinde yeni düzenler oluşturur ve bunun doğal bir sonucu olarak insan sürekli bir değişimin içerisindedir. Sanayi Devrimi bu değişimin kırılma noktasıdır. Sanayi Devrimi sonrasında değişen üretim biçimi ve miktarı insanın hayatını tamamen değiştirmiştir. Eğer insan doğasının da bu değişimlerle birlikte dönüştüğü varsayılacak olursa, insanın tekrar tanımlanmasına ihtiyaç duyulur. Buna karşın insan doğasının bu değişimler karşısında aynı kaldığı, değişenlerin sadece insan dışındaki olgular, salt değerler, yaşam tarzlarıve standartlar olduğu düşünülürse değişen dış dünya karşısında aynı kalan insan doğasının sıkıntılar çekmesi, zorluklar yaşaması ve bunlara bağlı olarak hayatın akışından uzak kalması ve yabancılaşması doğal bir süreçtir.
Yabancılaşma Karl Marx sosyolojisinin, felsefesinin ve ekonomi-politiğinin temel kavramlarından birisidir. Kapitalist sistemin bir eleştirisi olan Marx sosyolojisi bu kavramı kapitalist düzenin ve sınıf ayrımlarının birey üzerindeki etkisini açıklamak için kullanmaktadır. Marx'a göre kapitalist düzende üretim ilişkilerine ve hacimlerine göre yeni ve farklı düzeyde sınıflar ortaya çıkmaktadır. Üretim araçlarını ve dolayısıyla üretimi ve mülkiyeti elinde bulundurmakta olan "asalak" sınıf "burjuvalar", diğerlerinin artı emeğini sömürmektedir. Buna karşılık burjuva tarafından kullanılan "proleterya" sınıfı ise başkasının mülkiyetini emeği ile işlemesine rağmen "pastadan" payını alamayan, mülkiyet üzerinde hakkı olmayan sınıftır. Yabancılaşma ise bu sistem içerisinde işçi sınıfının "bozulmasını" ve değişimini ifade etmektedir.
Marx'a göre Sanayi Devrimi sonrasında ortaya çıkan kapitalist düzenin bir sonucu olarak insan iki şekilde yabancılaşmaktadır. İnsan kendisine ve emeğine yabancılaşabilir ya da doğadan kopabilir. Kapitalist düzende işçiler asla sahip olamayacakları bir aracın bir parçasını üretirken veya bu aracın bir vidasını sıkarken hiç düşünmezler ve nedenini bilmedikleri bu iş için hayatlarını idame ettirebilmek uğruna emek sarf ederler. Bu süreçte işçiler hayatını bu işe adamışken asla emeklerinin karşılığını alamazlar. Üretilen ürün asla onların değildir ve onların da olamayacaktır. Bu durum da insanın emeğinden uzaklaşmasına ve kendi emeğine yabancılaşmasına yol açmaktadır. Doğadan kopuş ise kırsaldan kente göç ile ortaya çıkan büyük kentlerde doğaya ve doğallığa yer verilmemesi sonucu oluşmaktadır. Sanayi Devrimi sonrası kullanılan teknoloji ve üretim teknikleri sonucu insanlık tarihinden beri iç içe yaşanılan tabiattan kopuş hızlanmıştır.
Yabancılaşma, Sanayi Devrimi ile ortaya çıkan kapitalist düzenin emekleri sömürülen işçi sınıfının üzerindeki en önemli etkilerindendir. Bu düzen insanların yaşam tarzlarını, geçim şekillerini ve şartlarını değiştirmiştir. Tüm bu değişimin karşısında insan kendini sorgulamaya ve emeğinin karşılığını aramaya başlamıştır ancak emeğinin karşılığını alamamakta ve hayat amacını yitirmektedir.
